Peri bacaları her zaman yerli ve yabancı turistler için ilgi odağı olmuştur. Dünya üzerinde her ne kadar birkaç noktada “peri bacaları” yapıları gözlemlenebilir halde ise de, ülkemizdeki “Kapadokya” bölgesindeki kadar yoğun bir peri bacaları topluluğu görme ihtimaliniz hiç yoktur. Öyle ki, UNESCO tarafından 1985 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştır. Ayrıca dünyaca ünlü Times Gazetesinde yayınlanan bir yazıda, “25 Yeni Dünya Harikası” listesinde, Kapadokya 5.sırada yer almıştır.

Kapadokya gibi bir cennete gelip ziyaret ettiğinizde, bu iltifatları fazlasıyla hak ettiğini göreceksiniz. Yerin kilometrelerce altından, kilometrelerce üstüne kadar yer altı ve yeryüzü güzellikleri tarih boyunca insanların bir şekilde ilgisini çekmeyi başarmıştır. Bu yüzden de tarih boyunca birçok uygarlık ve toplumun korunma, yaşama ve geçinme gibi ihtiyaçları sebebiyle yerleştiği bir yöre halini almıştır.

Kapadokya ve Kapadokya Tarihi

Kapadokya denildiğinde ilk olarak akla Nevşehir ili gelmektedir, ancak Kapadokya olarak adlandırılan bölge Nevşehir, Niğde, Kayseri, Kırşehir ve Aksaray’ı da kapsayan bir coğrafyadır. Kapadokya’da yer alan peri bacaları ve coğrafi yapıların tamamı bilim adamlarının açıklamalarına göre yaklaşık 60 milyon yıllık bir süreçte meydana gelmiştir. Kapadokya bölgesinde yer alan Hasan Dağı, Güllü Dağı ve Erciyes Dağı’nda meydana gelen volkanik patlamalar sebebi ile zemin tamamiyle voılkanik bir tabaka ile kaplanmış, uzun yıllar boyunca bölgede meydana gelen rüzgar, yağmur, kar gibi doğal etkileşimler ile peri bacaları ve vadiler meydana gelmiştir. Bölgenin çekiciliği tarihin her aşamasında insanoğlunu büyülemiş ve bu sayede tarih boyunca bölgede yaşayan insanlar peri bacalarını oymuş, yer altı şehirleri kurmuş ve yaşamlarını sürdürmek için mağaralarda yaşam alanları oluşturmuştur. Bu mağara ve oyulan evler Kapadokya’ya ayrı bir hava, güzellik, estetik ve büyü katmıştır.

Kapadokya bölgesinde yapılan araştırma ve kazılar neticesinde, bölgede yaşamış olan insan ve toplulukların izlerinin “paleolitik” dönemden kaldığı ortaya çıkmıştır. Tespit edilen ilk toplu yerleşimin ise Anadolu’da yaşadığı bilinen en eski imparatorluk olan “Hititler”e aittir. Hitit İmparatorluğu’ndan sonra Kapadokya bölgesi Hristiyan toplumlar için önemli merkezlerden biri olmuştur.

Hristiyanlık inancının henüz tam olarak yayılmadığı ve yasak olduğu Romalılar dönemi yaşanırken, Kapadokya bölgesinde yer alan mağara ve peribacaları yeni Hristiyanlığı tanıyan ve Hristiyanlık inancını yaşamak isteyen kişi ve toplumlar için bir korunma ve yaşama merkezi olmuştur. Yapılan kazılar ve araştırmalar göstermektedir ki, Kapadokya bölgesinde mağara ve yer altı şehirlerinde çok sayıda kiliseler yer almaktadır.

Kapadokya bölgesinin tarihine biraz daha detaylı girecek olursak, özellikle Hititler döneminde bölgenin en şaşalı ve görkemli dönemlerini yaşadığını söylemek abartı olmayacaktır. Kapadokya bölgesi tarihte çok büyük bir önem taşıyan “İpek Yolu” üzerinde yer almaktadır. Hitit İmparatorluğu ile birlikte de, ticaret yolunun en görkemli ve önemli yerleşkelerinden biri haline gelmiştir.

Milattan Önce XII. YY’da Hitit İmparatorluğu çökmüştür. Milattan Önce VI. YY’da Pers İmparatorluğu bölgeye hakim olduğunda ise bölgeye “Kapadokya” ismini vermiştir. Kapadokya kelimesinin anlamı ise “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelmektedir. Tarihi kaynaklara göre, Milattan Önce IV. YY’da Büyük İskender Pers İmparatorluğunu yenmiştir. Bunun üzerine Kapadokya Krallığı kurulmuştur. Daha sonra ise Kapadokya, Roma İmparatorluğu’na bağlanmıştır.

Milattan Sonra III. YY’a gelindiğinde, Roma İmparatorluğu yeni yayılmaya başlayan Hristiyanlık inancını yasaklamıştır. Kapadokya bölgesi ise doğal yapısı nedeniyle saklanmak ve gözlerden uzak bir yaşam sürebilmek için oldukça elverişli bir yapıya sahiptir. Bu sebeple de, Roma İmparatorluğu’ndan kaçan Hristiyanlığı kabul eden insanlar bu bölgeye akınlar halinde gelerek yerleşmiştir.

Tarihin her aşamasında olduğu gibi, bu dönemden sonra da toplumlar ve devletlerin ilgisini çekmeye devam etmiş, Kapadokya bölgesi birçok devletin saldırılarına maruz kalmaya devam etmiştir. Tarihte XI. YY’da Kapadokya Bölgesi, Selçuklu Devleti’nin topraklarına geçiyor, daha sonra Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğine girmekte ve bu tarihten itibaren de Türk egemenliğinde kalmaya devam etmiştir. Bölge de halen Hristiyanlık inancına sahip insanlar yaşamakta ise de, Hristiyanların bir çoğu Lozan Anlaşması ile birlikte Kapadokya topraklarından göç etmiştir.

Kapadokya Bölgesi’nin Gezilecek Yerleri

Göreme Açık Hava Müzesi

Nevşehir iline bağlı Göreme kasabasının doğu kesimini kaplayan kayadan bir yerleşim yeri olarak belirtilebilir. Özellikle Milattan Sonra IV. YY ile XIII. YY arası dönemde, bölgede yaşayan halk, gizli bir manastır hayatı geçirmiştir. Bölgede çok yoğun bir şekilde kayalara oyulmuş kilise,şaphel, yemekhane ve yaşam alanları kurulmuştur. Günümüzde Göreme Açık Hava Müzesi’nin bulunduğu alan Hristiyanlıkta çok önemli bir yeri bulunan manastır eğitim tarzının başladığı bölge olarak kabul edilmektedir. Kapadokya bölgesinde yer alan Soğanlı, Ihlara ve Açıksaray bölgelerinde yer alan manastır eğitimi, Göreme’de yaşanan manastır eğitiminden sonra olduğu tespit edilmiştir.

Bölgede yer alan kiliselerde genel olarak kutsal kitap olan “İncil” ve “Hz İsa”nın hayatını ele alan boyamalar yapılmıştır. Göreme Açık Hava Müzesi sınırları içerisinde Kızlar Manastırı, Erkekler Manastırı, Aziz Basil Kilisesi, Elmalı Kilisesi, Aziz Barbara Kilise, Yılanlı Kilisesi, Karanlık Kilisesi, Çarıklı Kilisesi ve Tokalı Kilisesi yer almaktadır. Adı geçen kiliselerde yer alan freksler görenleri adeta büyülemekte ve tarih içinde yolculuk yaşatacak niteliktedir.

Güvercinlik Vadisi

Güvercinlik Vadisi, Uçhisar ve Göreme arasında yer almaktadır ve yaklaşık 4 km uzunluğundadır. Bu 4 km’lik vadi boyunca güvercinlerin yaşaması için yuvalar oyulmuştur. İşte bu güvercinler, vadiye bugünkü ismini vermiştir. Güvercinlik Vadisi turistler tarafından gezip görmek, fotoğrafçılık amacıyla ziyaret edilmektedir. Vadinin çevresindeki tesisler sayesinde konaklama için uygun şartlara sahiptir, ayrıca yürüyüş ve kamp için de oldukça uygun bir yapıya sahiptir.

Kapadokya kesinlikle en çok peri bacaları ile ünlüdür. Peribacalarından sonra ise sayılabilecek ürün ve özellikleri ise çömlekçilik ve şarap yapımı olarak sayılabilir. Vadinin bulunduğu bölgede, araştırmalara göre yaklaşık 9-10. YY civarlarında güvercin bakım ve yetiştiriciliği başlamıştır. Yüzyıllar boyunca da bölge halkı bu güvercinlere itina ile bakmıştır.

Güvercinler bölgede büyük önem taşımaktadır. Şöyle ki, ilk güvercin bakımı ile başlanıldığı dönemde güvercin yumurtalarının kabuklarının kiliselerin duvar resimlerinde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Çünkü güvercin yumurtası kabuğu renk tutucu bir özelliğe sahiptir.

İkinci özelliği ise, güvercin gübresinin üzüm yetiştiriciliğinde çok büyük katkı sağlamasıdır. Çünkü üzümün kalitesi, üretilen şarabın da kalitesini arttırmaktadır.

Dilek Ağacı, Göreme Kasabası’ndan yaklaşık 2 km uzaklıkta, Güvercinlik Vadisi’ne hakim bir tepede yer alır. Yerli ve yabancı turistler, bu tepede yer alan ağaca nazar boncuğu asarak dilek tutarlar. Dallarından sarkan nazar boncukları ile duran ağaç ve muazzam manzara insanı adeta masal aleminde gibi hissettirmektedir. Ayrıca bu tepede yer alan tesislerde oturup gün doğumu ve gün batımı manzarasını doyasıya yaşayabilirsiniz.

Güvercinlik Vadisi’nin doğal yapısı, güvercin yuvaları gibi müthiş manzarasının yanında, ayrıca yaklaşık 15 metre yüksekliğe sahip bir de şelalesi de bulunmaktadır. Yürüyüş ve kamp için oldukça müsait ve muhteşem bir yapıya sahiptir.

Güllüdere Vadisi

Güllüdere Vadisi Çavuşin Köyü ile Göreme Kasabası arasında bulunmaktadır. Güllüdere Vadisi, eski Çavuşin Köyü güney bölümü yaklaşık 2 km mesafeden başlayıp Göreme Kasabası’na kadar ilerlemektedir. Vadiye diğer yol ise Göreme’de yer alan Meskendir Vadisi ile başlamaktadır. Vadiyi bezeyen kayalar gün ışığıyla birlikte kırmızı gül rengine dönüşebilmektedir. Güllüdere ismi de bu kayaların görüntüsünden gelmektedir. Özellikle gün batımının izlenmesi için muhteşem bir ortama sahiptir.

Yaklaşık 4 km uzunluğundaki vadi doğa yürüyüşü için oldukça uygun bir ortama sahiptir. Bahar aylarında doğal güzellik bambaşka bir hal almaktadır. Güllüdere Vadisi’nde ayrıca Güvercinlik Vadisinde bulunan güvercin yuvalarından görmek mümkündür.

Güllüdere Vadisi üzerinde ayrıca Yovakim-Anna Kilisesi, Direkli Kilisesi, Ayvalı Kilisesi, Üç Haçlı Kilisesi olmak üzere toplam 5 adet kilise bulunmaktadır. Kiliselerin yanında, ayrıca manastır yaşamı için oluşturulmuş inziva keşiş hücreleri de izlenebilmektedir.

Aşk Vadisi

Göreme Sınırları içinde yer alan vadi, Göreme Kasabası’ndan Uçhisar yönüne gidildiğinde, Bağılhisar yol ayrımından dönüldüğünde varılan bir bölgedir. Vadi yaklaşık 5 km uzunluğundadır. Doğa yürüyüşü için oldukça müsait bir yapıya sahip olan vadi, yürüyerek yaklaşık 2,5 saatlik bir mesafeye sahiptir.

Vadinin ismi bir anlaşılacağı üzere bir aşk hikayesinden gelmektedir. Rivayete göre bölgede zamanında on farklı soy yaşamaktaymış. Günlerden bir gün 2 soy arasında husumet çıkmış, öyle ki köyü ayırmak zorunda kalmışlar. Bu husumet ve ayrılığı bitirmek isteyen bazı kişiler iki köyden iki genci tanıştırmış ve gençler ilk görüşte aşık olmuşlar. Bu aşk, iki köyü daha da düşmanlık yaratmış. Köylüler ne yaparlarsa yapsınlar gençleri ayıramayacaklarını anlayınca, çiftleri evlendirmekte bulmuşlar çareyi. Genç çiftin bir süre sonra bir çocukları olur. Bu evlilik ve çocuk da husumeti sonlandırmayınca, husumetli soylular gençlerden erkeği öldürür. Genç kız da sevdiğinin arkasından intihar eder. Bunun üzerine, bir ceza olarak “Allah”ın üzerilerine taş yağdırdığı ve bu taşların da vadideki peri bacaları olduğu, ayrıca bu yağan taşların çiftlerin kavuşmasına engel olmak isteyen herkesi öldürdüğüne inanılırmış. Aşk Vadisi, Aşıklar Vadisi ismi de bu rivayette geçen aşıklardan esinlenerek vadiye verilmiştir.

Zemi Vadisi

Zemi Vadisi, Uçhisar’a yaklaşık 2,5-3 km mesafede, Göreme kasabasının doğu kısmında yer almaktadır. Göreme Açık Hava Müzesi ile Kermir Tepesi arasını kaplamaktadır. Vadinin uzunluğu yaklaşık 5,6 km’dir. Vadide ayrıca Sarnıç Kilise, Görkündere Kilise, Saklı Kilisesi ve El Nazar Kilisesi’ni de görmek mümkündür. Doğa yürüyüşü için müsait bir yapıdadır. Vadi, sahip olduğu bitki örtüsü sayesinde büyüleyici bir görüntü oluşturmaktadır.

Göreme Panorama Manzara İzleme Noktası

Göreme Panorama Manzara İzleme Noktası olarak belirtilen yer, Göreme Kasabasından yaklaşık 2 km mesafede, Uçhisar yolunda ve Güvercinlik Vadisinin bitiminde yer almaktadır. Güvercin yuvaları ile döşeli vadi ile görkemli Erciyes Dağı’nın geniş bir manzarasını görme fırsatı vermektedir. Manzara İzleme Noktası, bölgedeki Salkım Tepesi denilen yerde yer alır. Ayrıca Salkım Tepesinde nazar boncukları ve çömlek parçaları ile süslü dilek ağacı da bulunmaktadır. Manzara İzleme Noktasından Güvercinlik Vadisinin muhteşem manzarasını da izleme fırsatınız bulunmaktadır. Yazları ayrı, kışları ayrı bir güzelliğe sahip bu tepede yer alan tesislerde dinlenebilir, yöresel eski kıyafetlerden temin edebilirsiniz.

Uçhisar Kalesi

Uçhisar Kalesi, Nevşehir şehir merkezine yaklaşık 5 km mesafede yer almaktadır. Kale, Kapadokya’nın hemen her bölgesinden görülebilen en büyük, en görkemli ve en güzel peri bacası olarak tanımlanabilmektedir. Uçhisar Kalesi’nin tepe noktasından Kapadokya kuş bakışı bir bakış açısı ile görülebilmektedir. Bu manzara Kapadokya üzerinde, yalnızca Uçhisar Kalesi’nden görülmektedir. Bahsi geçen manzara Ortahisar Kalesi, Göreme, Göreme Açık Hava Müzesi, Kılıçlar Vadisi, Kızılçukur, Güllüdere, Çavuşin, Boztepe, Aktepe, Avanos ve Kapadokya’da yer alan tüm vadileri kapsamaktadır.

Uçhisar Kalesi zirve bölgesinde bir çok küp, mezar ve sarnıçlar yer almaktadır. Kalenin kuzey bölgesi manzarasında Cevizli Peribacaları, batı bölgesi manzarasında Nevşehir, kale ön kısmında yeni Uçhisar ve Güneybatı kesiminde ise Hasan Dağı’nın zirvesi görünmektedir. Uçhisar Kalesi, Erciyes Dağı ve Hasan Dağı’nın aynı anda görülebileceği tek noktadır. Ayrıca Erciyes Dağı’nın da en net göründüğü nokta Uçhisar Kalesi’dir.

Bu bölge çok uzun yıllar boyunca, çeşitli uygarlıkların ilgi noktası olmuş ve çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Uçhisar Kalesi’nde de oyma yoluyla yapılmış birçok oda, ev depo, sarnıç, sığınak, mezar, mahsen bulunmaktadır. Bunun yanında savunma amacıyla kullanılan taştan yapılmış gülleler de yer almaktadır. Uçhisar Kalesi, egemenliği altında kalmış olduğu devlet ve uygarlıklarda hem gözetleme hem savunma amacıyla kullanılmış, her dönemde önemini korumuştur.

Uçhisar Kalesi beylik ve devletler döneminde genellikle sınırda kaldığından dolayı “Uçhisar” adını almıştır. Başhisar, Ortahisar ve Uçhisar Kalesi özellikle Selçuklu Devleti zamanında, önemli bir savunma merkezi haline gelmiştir.

Uçhisar Kalesi, yapışık şekildeki iki ayrı peri bacasından meydana gelmiştir. Yöre halkı büyük peribacasına “Ağanın Kalesi”, küçük peribacasına ise “Çavuşun Kalesi” demektedir.

Uçhisar Kalesi’nden tüm Kapadokya vadilerini, etrafındaki ulu dağları izlemek yerli ve yabancı turistlerin en büyük beğenilerini oluşturmaktadır.

Fotoğraf Kaynak: İsmail Şenel / Foursquare

Cevizli

Cevizli, Uçhisar Kalesi’nin kuzey bölgesinde yer almaktadır. Cevizli yöresi, “peri bacası deresi” adıyla da anılmaktadır. Cevizli’de apartman görünüşlü peri bacaları bulunmaktadır. Cevizli’deki evler, eski çağlarda sığınak amacıyla kullanılmak üzere kayadan oyulmuştur. Daha sonraki çağlarda ise güvercinlik amacıyla kullanılmıştır. Günümüzde ise bu yapılar, cafe, pansiyon, hediyelik eşya dükkanı şeklinde kullanılmaktadır.

Tığraz Kalesi

Tığraz Kalesi, Uçhisar bölgesinin en büyük ikinci kalesidir. Yamacından yer altına dek uzanan yerleşim alanı ile oldukça etkileyicidir. Tığraz Kalesi’nin yapısı itibariyle yedi kattan oluşmakta, içerisinde tünellerle birbirine bağlanan odalar ve mahzenler bulunmaktadır. Tığraz Kalesi, orijinal yapısının korunması ve bozulmaması amacıyla gezmeye kapalıdır.

Kocabağ Şarapçılık

Yeşilyurt köyünde faaliyet göstermektedir. İlk kez 1972 yılında üzüm bağlarının o zamanki sahibi ve şarapçılık şirketinin kurucusu olan Mehmet Erdoğan, kızının da ikna çabaları ile fazla üzümlerini şarap yapımında kullanmaya başlamış ve depo kapasitesi 150 tonu bulan bir şaraphane haline getirmiş. Şarap üretiminden yaklaşık 3 ay sonrasında, bir çalışan, şaraphane sahibi Mehmet ve kızı şarap deposunda biriken gaz sebebiyle zehirlenerek ölmüş. Bunun üzerine 1986 yılına kadar bir daha şaraphanede, şarap üretilmemiştir. 1986 yılında ise, yaşayan 3 kardeş babalarını işlerini devam ettirmeye karar vermiş ve şaraphane asıl atılımını da bu 3 kardeş sayesinde gerçekleştirmiştir.

Bilindiği üzere Hititler uzun bir süre Kapadokya ve çevresinde hüküm sürmüştür. Arkeolojik çalışmalar ve incelemeler neticesinde, Hitit İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü dönem ve sonrasında tanrılara ikram olarak şarap sunulduğu, ayrıca bazı kral mezarlarında da içlerinin şarapla dolu olduğu düşünülen kaplar bulunduğu tespit edilmiştir. Bu da çok uzun yıllar bölgede üretildiği düşünülen üzümden, yine çok uzun yıllar boyunca şarap üretildiğini göstermektedir.

Günümüzde ise, Kocabağ Şarapları bölgede üzümden sonra yeni bir tat ve dokunuş eklemiştir. Öyle ki, dünyaca ünlü şarap tadım uzmanı olan ve dünyaca ünlü gazete olan Financial Times köşe yazarı J.Robinson, Kocabağ Şarabı “Emir 2007” için övgüyle bahsetmiştir.

Kapadokya’ya gidildiği taktirde Kocabağ Şaraphanesi ziyaret edilip, damak tadına göre şaraplardan tadıp satın alınabilecektir.

Fotoğraf Kaynak: Cem. A / Foursquare

Paşabağ Rahipler Vadisi

Paşabağı Rahipler Vadisi, Göreme Milli Parkı içinde kalmaktadır. Göreme – Zelve istikametinde gidildiğinde, Zelve’ye ulaşmadan öncedir. Paşabağı Rahipler Vadisi’ne gitmek için iki istikamet takip edilebilir.

Avanos’tan Çavuşin istikametine gidildiği taktirde, Zelve Vadisi yolundan sapıldığı taktirde ya da Avanos – Ürgüp istikametinde gidildiği taktirde Paşabağı Rahipler Vadisine ulaşılmaktadır.

Paşabağı Rahipler Vadisi, Kapadokya’da yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği vadilerden biridir. “Konik bir gövde ve şapkamsı bir tepe”, en belirgin peri bacası tarifidir. Bu tarife en uygun ve en belirgin peri bacaları görüntülerine Paşabağı Rahipler Vadisi’nde ulaşılabilir. Vadi’nin girişinde hediyelik eşya, yarı profesyonel fotoğrafçılar, yeme içme yerleri bulunmaktadır.

Rahipler Vadisi’nde peri bacalarını gezip, fotoğraflar çektirebileceğiniz mekan çoktur. Peri bacalarının üst kısımlarına çıkıldığında ayrıca muhteşem bir manzarayı da arkanıza alarak eşsiz görüntüler elde edebilirsiniz.

Devrent Vadisi

Devrent Vadisi’ne gitmek için Avanos – Ürgüp yolu kullanıldığı taktirde Devrent Vadisi panaromik olarak görülebilmektedir. Bunun yanında Paşabağı – Zelve yolu üzerinden de Devrent Vadisi’ne ulaşmak mümkündür.

Avanos – Çavuşin yolu üzerinde yer alan Aktepe köyü Devrent Vadisi’ne yaklaşık 2,6 km mesafede, Avanos ile Devrent Vadisi arası 6,6 km, Ürgüp ile Devrent Vadisi arası  5,7 km ve Göreme Açık Hava Müzesi ile Devrent Vadisi arası 12 km’dir.

Gerek Kapadokya, gerekse dünyanın kalanında yer alan peri bacası yapılarının oluşma hikayeleri hemen hemen aynıdır. Buna karşın her peribacasının bulunduğu topraklardaki kayaç yapıları, akarsu, yağış ve rüzgar gibi etmenler farklılık göstermektedir. Bu nedenle de her ne kadar birbirlerine benzeseler de, peri bacaları görüntü itibariyle birbirinden farklıdır. Devrent Vadisi’nde yer alan birçok peri bacası oluşumu da görüntü itibariyle diğer peri bacalarından farklıdır. Hatta Devrent’de yer alan bazı peri bacalarını bir takım hayvanlara, canlılara ve eşyalara benzeteni bile vardır. Devrent Vadisi’ndeki en meşhur ve en değişik olan peri bacası olarak, uzaktan görüntüsü deveyi anımsatan çok yakın konumlanmış 3 peri bacasından oluşan oluşum olduğunu söylersek isabet olacaktır. Belki de bu peri bacalarının oluşumlarının başka şeylere benzetildiği için, dünya üzerinde “İmaginary Valley” (Hayal Vadisi) olarak da bilinmektedir.

Devrent Vadisi’nde yürüyüş yapmak mümkündür. Yürüyüş yolu 1 saatten kısa bir zaman almakta ve yürüyüş yapmak isteyenleri çok da zorlamayan bir yoldur.

Devrent Vadisi’nin de içinde bulunduğu bölge büyük bir “U” harfi veya at nalına benzetilebilir. Uçlardan biri Devrent Vadisi iken diğer ucu Kızılçukur’a çıkmaktadır. Orta kısımları ise Paşabağı ve Zelve’dir.

Devrent Vadisi’nin üst kısımlarına çıkıldığında Avanos’a kadar uzanan bir manzara ile karşılaşılmaktadır.

Devrent Vadisi de diğer vadiler gibi… Ne kadar fotoğraflama yapılırsa yapılsın, çıplak gözle görülebilecek güzellikler asla yansıtılamayacak gibi duruyor. Mutlaka gidilip, gezilip, izlenmesi gereken bir doğa harikası. Yerli yabancı turistleri her yıl ve mevsimde kendisine çekmesi, kesinlikle hak ettiği bir ilgi olarak görülüyor.

Fotoğraf Kaynak: Filiz Sabancı Örücü / Foursquare

Zelve Vadisi

Zelve Vadisi, Kapadokya Bölgesi’nin en büyük açık hava müzelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Avanos’a mesafesi yaklaşık 3 km ve Paşabağı’na mesafesi ise yaklaşık 1 km’dir. Zelve Bölgesi toplamda 3 vadiden oluşmaktadır. Peri bacalarının en yoğun olarak görüldüğü bölgedir.

IX. ve XIII. YY arasında hristiyanlık inancının önemli bir merkezi haline gelmiştir. Vadide bulunan Direkli Kilisesi’nin hristiyanlık inancında önemli bir yeri olan manastır hayatının ilk dönemine aittir. Vadide Direkli Kilise, Balıklı Kilisesi, Üzümlü Kilisesi ve Geyikli Kiliseleri başta olmak üzere 15 peri bacalarının oyulması ile oluşturulmuş kilise bulunmaktadır. Yapılan araştırma ve incelemelere göre hristiyanlıkta rahiplere ilk dini seminer de yine bu bölgede yapılmıştır.

Zelve Vadisi’nde 1957 senesine kadar yerel halk köy yaşantısı sürmüştür. Bu yüzden de aynı zamanda Zelve Vadisi’nde cami, barınak ve tüneller de görülebilmektedir.

Tüm bu özellikleri sayesinde her yıl çok yoğun bir şekilde yerli ve yabancı turistlerin akın akın ziyaret ettiği vadiyi gezmek yaklaşık 45 dakika sürmektedir. Ancak fotoğraflama ve inceleme nedeni ile bu süre çok daha uzun sürmektedir.

Fotoğraf Kaynak: Filiz Alaca / Foursquare

Çavuşin Köyü

Çavuşin Köyü, Göreme – Avanos yolu üzerinde yer almaktadır. Göreme’ye yalnızca 2 km mesafededir, ancak Avanos’a bağladır. Kapadokya Bölgesi’nin en eski tarihe sahip yerleşimlerinden biridir. Çavuşin Köyü’nde V. YY’dan kalma ünlü Vaftizci Yahya ve Çavuşin Kiliseleri bulunmaktadır. Ayrıca Kapadokya Bölgesi’nin en ünlü vadilerinden olan Kızılçukur Vadisi ve Güllüdere Vadisi de Çavuşin Köyünden başlamaktadır.

Çavuşin Köyü, çok büyük bir taş kütlenin altına kurulmuştur. Köyde bulunan evler ve en eski zamanlarda dervişlerin kaldığı harabeler kesinlikle görülmeye değer bir noktadır.

Hristiyanlığın ilk yayılmaya başlandığı dönemlerde bölgeye Roma İmparatorluğu hakimdi ve hristiyanlık gibi yeni bir inanca olumsuz yaklaşmakta, insanları baskı altında tutmaktalardı. Bu yüzden de hristiyanlığı yaymak için uğraşan hristiyan keşişler, Çavuşin Köyündeki harabeleri kayaları oyarak, kendilerine sığınmak ve yaşam alanı oluşturmak için yapmışlardır.

Çavuşin Köyü’nde V. YY’dan kalma Vaftizci Yahya Kilisesi, Çavuşin Kilisesi, Üç Haçlı Kilise, VII. YY’dan kalma fresk, Aziz Jean Kilisesi, Haçlı Kilise, Azize Meryem Kilisesi, Kolonlu Kilise, Cemalların Kilise, Üzümlü Kilise, Saklı Kilise, Gıdılların Kilisesi, Aziz Paul Kilisesi ve bunların yanında büyük küçük çok fazla sayıda şapel ve manastır bulunmaktadır.

Fotoğraf Kaynak: Eda Budak / Foursquare

Özkonak Yeraltı Şehri

Özkonak Yeraltı Şehri Nevşehir ili Avanos ilçesi Özkonak Kasabası’nın doğu kesiminde kalmaktadır. Avanos ilçesine yaklaşık 14 km uzaklıktadır.

Özkonak Yeraltı Şehri’nin tam oluşturulma tarihi bilinmemekle birlikte yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalar sonucunda yer altı şehrinin M.Ö IV. YY’da inşa edildiği tahmin edilmektedir. Arkeolojik kazı ve araştırmalar neticesinde, bölgede en eski yerleşimin Geç Hitit Döneminde yerel prenslik olduğu, daha sonra Pers İmparatorluğu’nun ve daha sonra ise Roma İmparatorluğu’nun topraklarına katıldığı tespit edilmiştir. Hristiyanlığın yayılmaya başladığı dönemlerde Roma Baskısından kaçan “Aziz Basil” liderliğindeki hristiyanların oyulması kolay tüf kayalarını oyarak gerek dönemde çokça karşılaşılan yağmacılıktan, civar yörelerdeki kabile savaşlarından, ayrıca yayılmacı politika izleyen başka uygarlıkların istilalarından korunmak ve saklanmak, gerek yaşam alanı olarak kullanmak amacıyla yerin altında şehirler kurduğu anlaşılmıştır. Yapılan araştırmalarda yer altında yaşayan nüfusun artması ile birlikte oyulan oda ve katların altlara gittiğini göstermiştir. Özkonak Yer Altı Şehrinde çok sayıda höyük ve mağaranın bulunmaktadır.

Özkonak Yer altı Şehrinde, dönem teknolojisi ile bakıldığında Mısır’daki piramitlerde karşılaştırıldığında havayı tutan yapısı kadar gizemli kabul edilebilmektedir. Yer altı şehirlerinde çok dar ve yer yüzüne çıkan delikler mevcuttur. Bu delikler çok derinlere kadar ulaşmaktadır. Halen bu deliklerin nasıl yapıldığı anlaşılamamıştır. Çünkü bu delikler hem yer altı şehrinin havalandırmasını, hem de iletişim kurulmasına olanak sağlamaktadır. Bu havalandırma delikleri özellikle kuşatma altında kalabildikleri sürelerde hayati önem taşımaktadır. Ayrıca yer altı şehrinin dizaynında yeraltına inen merdivenler o kadar ölçülü yapılmıştır ki, bir kişinin rahat geçebileceği kadar geniş, iki kişinin ise geçemeyeceği kadar dardır. Ayrıca yer altı şehrine giriş sırasında kullanılan merdivenlerde belirli aralıklarla duvarlar oyulmuş ve çok ağır silindir şeklinde taşlar döşenmiştir. Bu taşlar herhangi bir işgal veya saldırı durumunda yapının içi tarafından kolayca çekilerek kapatılabilecek şekilde, fakat dışarıdan hiçbir şekilde açılamayacak veya oynatılamayacak şekilde yerleştirilmiştir. Özkonak Yer altı Şehri bu yönüyle diğer yer altı şehirlerinden farklıdır. Girişlere yerleştirilen bu taşlara “tığraz” denilmektedir. Bu taşların tam ortasında delikler bulunmaktadır. Bu deliklerden girişte bulunan düşmanlar mızrak, ok gibi silahlarla bertaraf edilebilmektedir. Ayrıca taşların yerleştirildiği kanallardan düşmana kızgın yağ dökmek de mümkündür. Bu savunma teknikleri bakımından da Özkonak Yer altı Şehri diğer yer altı şehirlerinden farklı bir yapıdadır.

Bu yapılardaki mühendislik dehası özelliklerin birçoğu halen çözülememiştir. Öyle ki, biraz önce belirtilen havalandırma delikleri yer altı şehrinin de altından geçen yer altı akarsularına kadar ulaşmaktadır. Bu sayede hem hava akışı ile birlikte temiz hava sirkülasyonu sağlanmakta, hem de yer altı şehrinin belirli yerleri çok kaliteli bir mahsen olarak kullanılabilmekte, hem de doğal bir klima vazifesi görerek sıcaklığın yılın her döneminde belirli aralıklarda kalması sağlanmaktadır.

Yer altı şehirlerinde odalar, mahzenler, ibadethaneler, hayvan barınakları, gider kanal ve yolları, hamamlar, sunak ve daha nice özellik bir arada bulunmaktadır. Bu kapsamlı yapı “Yeraltı Şehri” ünvanını tamamen hakedecek niteliktedir.

Özkonak Yer altı Şehri 4 katlı bir yapıya sahiptir. Giriş katı hayvanlar için ahırlar şeklinde yapılmış, alt katlarda ise salonlar ve küçük odalar bulunmaktadır. Küçük odaların bazıları oda amaçlı, bazılarının ise mahzen ve kiler olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca şehirde 8 adet kuyu, 3 adet havalandırma, 4 adet mezar, testi bulunan şaraphane ve su depoları bulunmaktadır. Yer altı şehri o kadar geniş bir yapıdadır ki, girişi ile en uzak noktası arasındaki mesafe yaklaşık 10 km’dir. En alt katın, en sonuna yalnızca bir kişinin sığabileceği kadar dar bir koridor bulunmakta ve bu koridorun sonunda ise zindan bulunmaktadır.

Yüzlerce, binlerce yıl önceki imkanlar veya imkansızlıklar içerisinde insanoğlunun böyle bir yapıyı nasıl yaptığı, mühendislik bilgilerinin nasıl bu kadar ileri olduğu gibi onlarca soru cevabı halen bilinmeden havada durmaktadır.

Fotoğraf Kaynak: HüLyA AkSoY … / Foursquare

Sarıhan Kervansarayı

Sarıhan Kervansarayı Avanos ilçesinin 5 km kadar doğusunda ve Kayseri – Aksaray karayolu üzerinde ve Nevşehir sınırında kalmaktadır. Selçuklu Devleti zamanında 1249 yılında yaptırılmış, Selçuklu Devleti’nin son yaptırdığı kervansaray olma özelliğini taşımaktadır. Meşhur İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biri olma özelliği taşımaktadır.

Yaklaşık 2000 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Yapımında kullanılan sarı kesme taşlar sebebiyle kervansaraya bu isim verildiği tahmin edilmektedir. Selçuklu mimarisinde kervansaraylar avlulu, kapalı ve karma olarak üç türlü yapılmaktaydı. Sarıhan Kervansarayı da karma yapıdadır. 1991 yılında aslına uygun olarak restore edilen kervansaray, yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekmektedir.

Fotoğraf Kaynak: Harun Koca / Foursquare

Avanos Saç Müzesi

Avanos Saç Müzesi, Nevşehir’in yaklaşık 18 km doğu kısmında ve Avanos ilçesinin meydanında yer almaktadır. Avanos Saç Müzesi, dünya üzerinde görülebilecek en ilginç müzelerden biridir. Yaklaşık 500 metrekare genişliğinde bir mağara içerisinde 16000’den fazla kadın saçı bulunmaktadır. Saç müzesi ayrıca bu bakımdan Guinness Rekorlar Kitabi’na girme başarısı da göstermiştir.

Çanak Atölyeleri – İşlikler

Kapadokya Bölgesinin en meşhur yönleri sayılacak olsa, ilk sıralarda yer alacak bir özelliği çanak ve çömlektir. Çanak atölyeleri de Avanos ilçesinin merkezinde yer almaktadır. Çanak Atölyesi ziyaret edildiği taktirde çanak ve çömlekten ürünleri görebilir, el işçiliklerini inceleyebilir ve hatta bizzat denenebilir. Özellikle Güray Müze olarak bilinen yer ise, çanak çömlek işçiliği bakımından Kapadokya Bölgesinin en büyük atölyelerinden biridir.

Fotoğraf Kaynak: Mehpare / Foursquare

Temenni Tepesi

Yaklaşık olarak 1140 metre yüksekteki Temenni Tepesinin üç tarafı yaklaşık 30 metre yükseklikteki duvarlarla çevrilidir. Temenni Tepesi’ne çıkmak için oyularak yapılmış tünellerden geçilmesi gerekmektedir. Temenni Tepesi’ne çıkıldığı taktirde Erciyes Dağı’nın zirveleri görülebilmektedir. Bunun yanında Ürgüp de rahatlıkla seyredilebilmektedir.

Temenni Tepesi 1288 yılında yapılmıştır ve içerisinde Osmanlı eserlerini bulunmaktadır. Tepede ayrıca Kılıçaslan Gazi adına yapılmış anıt mezar ile daha önceleri Tahsinağa Halk Kütüphanesi adıyla kullanılmış kümbet bir tepe bulunmaktadır.

Mazı Yeraltı Şehri

Mazı Yer altı Şehri Ürgüp’e 18 km mesafede bulunmaktadır. Şehrin eski adı Mazata olarak tespit edilmiştir. Kapadokya Bölgesi’nde yer alan diğer yer altı şehirleri gibi savunma ve sığınmak amacıyla yapılmıştır. Mazı Yer altı Şehri’nin tamamı henüz temizlenememiştir. Buna karşın, kısmi olarak gezilebilmektedir.

Üç Güzeller

Üç Güzeller olarak bilinen yer, iki büyük peribacası ve bir küçük peri bacasından oluşmaktadır. Sanki bir çekirdek aileyi anımsatan bir görüntüye sahiptir. Kapadokya’nın klasikleşmiş kartpostal görüntülerinde görünen peribacalarıdır. Ürgüp ilçe merkezine beş dakika gibi yakın bir mesafede yer almaktadır.

Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi

Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi, Ürgüp ilçesinin Mustafapaşa kasabasında yer almaktadır. Mustafapaşa kasabasında halen yeni, restore edilmiş antik yapı ve enkaz halindeki tarihi yapılar bir arada bulunmaktadır. Mustafapaşa’nın eski adı “Sinasos”tur ve halen bu isim kullanılmaya devam etmektedir. Mustafapaşa Kasabasında yer alan Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesinin yaklaşık 150 yıllık bir geçmişi vardır. Bu bağlamda da Türkiye’nin ilk bebek müzesi olma özelliğine sahiptir. Müzede sergilenen bebekler tamamen el yapımı olup, yaklaşık 3000 adet bebek sergilenmektedir. Sergilendiği binanın eskiliği, sergilenen bebeklerin giydirilme tarzı ile çok eski zamanları ve eski zamanlarda yaşayan insanları yansıtması sebebi ile, yalnızca bir sanat veya yalnızca bir tarih müzesi değil, adeta karma bir müzedir. Kültür Bakanlığı’na bağlı olarak kurulmuş özel bir müzedir.

Ortahisar

Ortahisar, Ürgüp ilçesine yaklaşık 5 km mesafede, Ürgüp-Nevşehir yolu üstünde yer alan Nevşehir iline bağlı bir kasabadır. En önemli yapı yaklaşık 86 metre yüksekliğe sahip olan Ortahisar Kalesi’dir. Ortahisar Kalesi sığınma ve savunma amaçlı olarak yapılmıştır.

Ortahisar Kasabasında, Tavşanlı Kilisesi, Sarıca Kilisesi, Cambazlı Kilisesi, Harim Kilisesi, Balkan Deresi Kilisesi ve Hallaç Dere Manastırı da bulunmaktadır. Bunların yanında Ortahisar Kasabası’nda Kapadokya kültür ve tarihini konu alan Etnografya Müzesi de bulunmaktadır. Ortahisar Kalesi, Bizans döneminden kalma bir yapıdır.

Mustafapaşa

Mustafapaşa Kasabası, Ürgüp ilçesine bağlıdır. Eski adı “Sinasos”tur ve halen bu adı duymak mümkündür. Kasabada Aziz George, Konstantin, Aziz Stefanos, Helena ve Aziz Vasilios Kiliseleri ile birlikte Aziz Basil Şapeli de bulunmaktadır. Bunların yanında kasabada bir de Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi de yer almaktadır. Bilindiği kadarıyla ülkemizde yaşanan 1924 mübadele zamanına kadar bölgede hristiyanlar yaşamaktaymış. Ayrıca bir dönem ülkemizde çok popüler olan TV dizilerinden Asmalı Konak isimli dizinin çekildiği “Asmalı Konak” da Mustafapaşa Kasabası’nda yer almaktadır.

Gomeda Vadisi

Gomeda Vadisi, Ürgüp ilçesine 5 km mesafede bulunan Mustafapaşa Kasabası’nın batı kısmında yer almaktadır. Vadinin ismi, içinde barındırdığı Gomeda Harabeleri’nden gelmektedir. Vadide mevcut olan harabeler nedeniyle başta ürkütücü ve itici görünen bu vadi, bölgenin en meşhur vadilerinden biri olan Ihlara Vadisi’ni anımsatan doğal güzelliği ile baş döndürücü bir güzelliğe de sahiptir.

Kapadokya Bölgesi’nde yer alan diğer vadilere nazaran daha az bilinmektedir. Vadide Aziz Basil Kilisesi ve Aziz Nicola Manastırı da yer almaktadır.

Ihlara Vadisi

Ihlara Vadisi, Kapadokya Bölgesi’nin ve hatta ülkemizin en güzel yerlerinden bir tanesidir ve her geçen yıl yerli ve yabancı turistlerin akınları sayesinde daha da ünlenmektedir. Vadide ilk yaşam izleri Milattan Sonra 4. YY’a aittir. Ihlara Vadisi, yaklaşık 120 metre derinliğe sahip, ortasından Menendiz Nehri akmaktadır. Ihlara Vadisinden yürüyüş yapmak istediğiniz taktirde, Menendiz Çayı eşliğinde 14 km’lik keyifli ve uzun bir yürüyüş güzel olacaktır. Ihlara Vadisi’nde Menendiz Çayı üzerine kurulmuş içecek ve yiyecek bulabileceğiniz bir dinlenme alanı da bulunmaktadır.

Bunun yanında Ihlara Vadisi toplam 105 adet tarihi yapıya ev sahipliği yapmakta iken, geçmiş yıllarda insanların bilinçsiz yıpratması ve tahribatı nedeniyle günümüze yalnızca 14 tanesi kalmıştır. Adeta yeryüzünde cennetten bir köşe olarak adlandırılabilecek olan bu vadi, gerek doğal gerekse tarihi yapıları sebebiyle haklı bir üne kavuşmuştur.

Derinkuyu Yeraltı Şehri

Nevşehir – Niğde karayolu üzerinden, Nevşehir’e yaklaşık 30 km’lik bir mesafe kalan kısımda tabela ile işaretlenmiş yola dönüldüğü taktirde Derinkuyu Yeraltı Şehri’nin bulunduğu bölgeye ulaşılabilecektir.

Kapadokya ve ülkemizin en büyük yer altı şehridir. Derinkuyu Yeraltı Şehri, ismini içerisinde barındırdığı derin su kuyularından almıştır. Henüz yerin altında 8 kat bir kısım temizlenebilmiştir. Yeraltı şehri öyle bir mühendislik dehasıyla oyularak yapılmıştır ki, teknolojinin bulunmadığı ve imkanların çok kısıtlı olduğu dönemlerde nasıl bir zeka ile ve mühendislik ile yapıldığı halen anlaşılamamıştır. Yer altı şehri ahırdan tuvalete, sunaktan zindana, mahzenden barınak odalarına kadar her türlü imkan bulunmaktadır. Şehir planlaması olarak da olağanüstü bir iş çıkarılarak dizayn edilmiş, tasarlanmış ve oyularak inşa edilmiş bir şehirdir. Kesinlikle gidilip, gezilmesi gereken, yaşayan bir tarihtir Derinkuyu Yeraltı Şehri.

Kaymaklı Yeraltı Şehri

Kaymaklı Yeraltı Şehri, Nevşehir’e yaklaşık 20 km’lik uzaklıkta yer almaktadır. Kapadokya Bölgesinde yer alan diğer yer altı şehirleri gibi, yerin altında 8 katlı bir yapı olduğu tahmin edilmektedir. Ancak henüz yalnızca 4 katlık alan gezilebilmektedir.

Milattan Önce 3000 civarlarında Hitit uygarlığı tarafından oyularak yapıldığı tahmin edilen şehirde, döneminde 5000 kişiye kadar insanın yaşadığı tahmin edilmektedir. Yer altı şehrinin henüz ve yalnızca 4 katı gezilebilmesine rağmen yer altı şehrinde kullanılan devasa silindir biçimli sürgü taşı, yer altı şehri kilisesi ve diğer özellikleri görüldüğünde hem merak hem hayranlık uyandıran bir atmosfer ziyaretçilerini karşılamaktadır.

Gaziemir Yeraltı Şehri

Gaziemir Yeraltı Şehri, Nevşehir il merkezine yaklaşık 55 km uzaklıkta, Güzelyurt kasabasına da 14 km uzaklıkta yer almaktadır.

Kapadokya Bölgesinde yer alan diğer yer altı şehirleri genel olarak savunma ve sığınma amacıyla inşa edilip kullanılmakta iken, Gaziemir Yeraltı Şehri hem kervansaray hem yaşam alanı olarak kullanılmıştır. Bu açıdan bakıldığında Gaziemir Yeraltı Şehri, bölgenin diğer yer altı şehirlerinden farklılık göstermektedir. Yer altı şehrinin giriş kısmı oldukça enteresan yapıdadır. Girişte yer alan bindirme taş tekniği ile inşa edilen giriş bölümü, Boğazkale’den sonra ilk kez Gaziemir’de kullanılmıştır. Bizans ve Selçuklu Döneminde de kullanılmaya devam etmiştir.

Kapadokya Kamp Alanları

Kapadokya her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin akımına uğramaktadır. Her yıl da namı giderek artmaktadır. Yılın yaz ve kış ayları fark etmeksizin, hemen her ayı oldukça kalabalık ve yoğun bir ziyaretçi trafiği yaşanmaktadır.

Kadadokya turizminin büyük bir çoğunluğu gezi turlarının getirdiği yerli ve yabancı turistlerden oluşmaktadır. Ancak neredeyse gelen turistlerin akıllarından geçen düşünce 1 hafta-10 gün gibi kısıtlı sürelerin böyle bir güzelliği gezmek için yeterli olmadığı, olmayacağı yönünde olmuştur. Bunun içinde birçok turist Kapadokya bölgesini bireysel ziyaret etmeyi planlamakta ve bireysel ziyaret etmektedirler.

İster kendi başınıza olsun, ister gruplar halinde olsun, Kapadokya yürüyerek gezmek, kamp yapmak için tam bir yeryüzü cennetidir.

İnsanların akın akın Kapadokya bölgesine gelmesi, kamp yapmak istemeleri, manzaraların tadını çıkarmak istemeleri, fotoğraf çekmek istemeleri yöre için büyük bir talep konusu olmuştur. Bunun üzerine yörede birçok kamp yeri, dinlenme tesisi gibi yerler kurulmuştur, buna karşın insanlar kendi istedikleri alanlarda, kendi hür alanlarında kamp yapmak istemektedirler.

Bu talepler doğrultusunda yerel halk ve işletmeler bir takım dinlenme tesisi gibi konaklama alanlarını hizmete açmış, ücretli kamp alanları açılmış ve buna karşın özgürce ve ücret ödemek zorunda olmayacağınız kamp alanları ortaya çıkmıştır.

Kapadokya Bölgesindeki Ücretsiz Kamp Alanları

Kızılçukur Vadisi
Güvercinlik Vadisi
Aşk (Bağlıdere) Vadisi
Devrent Vadisi
Paşabağ Vadisi
Güllüdere Vadisi
Zemi Vadisi
Kılıçlar Vadisi
Göreme – Balonların Kalktığı Alan
Kızılçukur Vadisi Kamp Alanı

Kızılçukur Vadisi, herhangi bir ücret ödemek zorunda kalmaksızın kamp yapabileceğiniz bir bölgedir. Kızılçukur Vadisi yabancı turistler tarafından “Red Valley” olarak bilinmektedir. Asıl adı ise Kızıl Vadi’dir. Konum olarak Ortahisar ve Çavuşin Köyü’nün hemen hemen ortasındadır. Kızılçukur Vadisi’nin uzunluğu ise yaklaşık 1,5 km’dir. Özellikle gün batımı zamanında kırmızı renkli tüf kayalarının tamamının kırmızı rengi alması ile muhteşem bir manzara ortaya çıkmaktadır. Vadinin bulunduğu çukur alan ve tüf kayalarının kızıllığı nedeniyle “Kızılçukur” adını almıştır. Kızıl renkli manzarası ve özellikle gün batımındaki görsel şölen sebebiyle her geçen gün yerli ve yabancı turistlerce popülerliği artmakta, her geçen gün daha fazla sayıda ziyaretçi vadiye akın etmektedir.

Güvercinlik Vadisi Kamp Alanı

Güvercinlik Vadisi’nin adı, yüzyıllar öncesinde bölgede yaşayan insanların hem mağara rölyeflerinde kullandıkları boyaların kalıcılığı için yararlandıkları güvercin yumurtaları, hem de özellikle yörede meşhur olan üzüm bağlarındaki üzümlerin verim ve kalitesini arttıran güvercin gübrelerini temin etmek ve biriktirmek amacıyla kayaçları oymaları ile oluşturdukları muazzam güvercin yuvalarından gelmektedir.

Güvercinlik Vadisi’nde bisiklet turu, ATV turu, ata binmek, koşu yapmak, yoga gibi faaliyetler gerçekleştirilebilmektedir. Ayrıca Güvercinlik Vadisi’nde kamp yapmak için de herhangi bir ücret ödenmemekte, talep edilmemektedir. Doğa yürüyüşü de yapılabilecek olan vadinin özellikle bahar ve yaz aylarındaki yeşile bürünen doğası doyumsuz anların yaşanmasına yardımcı olabilecektir.

Aşk Vadisi Kamp Alanı

Aşk Vadisi, Kapadokya bölgesinde ücretsiz olarak kamp yapabileceğiniz vadilerden biridir. Güneşin doğduğu saatlerde Aşk vadisinde bulunduğunuz taktirde, güneşin doğuşu ile birlikte havada uçuşan yüzlerce balonu aynı anda seyretmek muhteşem bir manzara ile karşılaşmanıza olanak tanıyacaktır. Vadideki tepelerden birinin üst noktasına çıkarak kampınızı kurduğunuz taktirde muhteşem manzarayı en güzel seyredebileceğiniz noktalardan birindesiniz demektir. Aşk Vadisi’nin uzunluğu yaklaşık olarak 5 km kadardır. Vadide bitki örtüsü, farklı şekillerde onlarca peri bacası eşliğinde doyumsuz yürüyüşlere çıkmak mümkündür. Yürüyüş için ilkbahar ve sonbahar dönemlerini seçmek en ideal tercih olacaktır.

Devrent Vadisi Kamp Alanı

Devrent Vadisi, ücretsiz kam yapabileceğiniz, peri bacalarının yakınlarında çadır kurabileceğiniz vadilerden biridir. Devrent Vadisi’nin en meşhur peri bacalarından biri olan deveye benzeyen peribacaları da buna dahildir. Devrent Vadisi içinde yürüyüş için pek müsait bir alan değildir. Bunun yanında yükseltisi olan bir tepeye kamp kurarak vadiyi doyasıya izlemeniz için ise oldukça müsaittir. Ayrıca ülkemizde zamanının büyük bir izleyici kitlesine sahip olan, “Asmalı Konak” dizisinin çekildiği konak da bu bölgede yer almaktadır. Asmalı Konak’ın bulunduğu yerlerde konaklama, hediyelik eşya dükkanları ve yemek için dükkanlar bulunmaktadır.

Güllüdere Vadisi Kamp Alanı

Güllüdere Vadisi, Çavuşin Köyü ile Göreme’nın arasında kalmaktadır. Vadide kiliseler, keşişlerin kullandığı çilehaneler ve şarap mahzenleri bol miktarda bulunmaktadır. Vadinin uzunluğu yaklaşık 4 km’dir. 1 saatlik bir yürüyüş için uygundur. Güllüdere Vadisi’nde yer alan tepelerde çadır kurulduğu taktirde eşsiz bir manzarayla karşı karşıya kalınacaktır.

Göreme Balonların Kalktığı Alan

Göreme yöresinde sıcak hava balonları ATV kiralanan ve at çiftliklerinin bulunduğu alanlardan havalanmaktadırlar. Bu bölgede yer alan tepelerden birinde çadır kurarak sabahın ilk ışıkları ile birlikte yüzlerce sıcak hava balonunun kalkışını izleyerek eğlenebilir, fotoğraf çekebilir ve doyumsuz bir manzara ile karşılaşabilirsiniz. Bu alana gitmek için Göreme’den Ürgüp yönüne hareket ettikten çok kısa bir süre sonra Çavuşin köyüne giden toprak yola girebilirsiniz.

Kapadokya Bölgesindeki Ücretli Kamp Alanları

Yerli ve yabancı turistlerin akın akın Kapadokya bölgesine gelmesi ile birlikte, yöre halkı için de yeni bir iş kolu ortaya çıkmıştır. Kampçıların sayısının fazlalığı, kamp alanlarının ise sınırlı sayıda olması üzerine birçok alanda ücretli kamp alanları açılmıştır. Bu bağlamda Nevşehir ve Kapadokya bölgesinde birçok ücretli kamp alanı vardır.

Avanos Ada Camping
Dilek Camping
Dolunay Hotel&Camping
Göreme Camping
Green Motel&Camping
Kaya Camping
Panorama Camping

Kapadokya Bölgesi Yürüyüş (Trekking)Güzergahları

Kapadokya Bölgesi’nin oluşumu binlerce ve hatta milyonlarca yıllık bir sürecin sonucudur. Bölgede yer alan Hasan Dağı ve Erciyes Dağı’nda meydana gelen volkanik patlamalar ile Kapadokya Bölgesinin yer aldığı alanın tamamının volkanik lav ve kayalarla örtüldüğü ve sonrasında bölgedeki akarsu hareketleri, rüzgar ve diğer etmenler ile birlikte peri bacalarının üst katmanlarındaki daha sert ve dayanıklı kısmın şapka biçiminde kalıp, daha dayanıksız olan alt katmanlarının aşınması ile birlikte ortaya çıkan alt kısmı konik yapıda, üst kısmı ise “şapka” görünümlü peri bacaları ile kaplı devasa bir alandır. Kapadokya Bölgesi böylesi devasa bir alana yayılan bölgede de sayısız yürüyüş, kamp, tırmanma alanı gibi faaliyetlerin gerçekleştirilebileceği bölge ve alanlar da mevcuttur. Bu bağlamda kültür turizminin yanında, aynı zamanda sportif açıdan da birçok turistin ilgisini çekmektedir.

Doğan Yapılar, spor faaliyeti gerçekleştirme için imkanların fazlalığı, tarihi yapılar, arkeolojik kalıntılar, mücevherat ve daha nicesinin toplandığı bir coğrafyada ziyaretçilerin de çok fazla ve yoğun olması beklenecek bir durumdur.

Kapadokya Bölgesi her yıl, yılın her mevsim ve ayında sayısız turiste ev sahipliği yapmaktadır. Tarihi yapılardan, eşsiz doğa manzaralarına, doğal oluşumlardan insan eli ürünü yapılara, kamp alanlarından, at biniciliğine, ATV sürüşünden kampçılığa, tarihi eserlere, şaraphanelere, takı ve çömlek atölyelerine kadar sınırsız seçenek sunmaktadır. Böylesine zengin bir kültür yelpazesi dünya çapında çok nadirdir.

Yürüyüş sporu, tırmanma ve özellikle kampçılıkla ilgili olarak, Türkiye’nin ve belki de dünyanın en zengin imkanlarına sahip bölgelerden biri Kapadokya Bölgesi’dir. Birçok vadisi, doğal yapısı, akarsuları, vadilerdeki bitki örtüsü ile birlikte değişik varyasyonlar ve değişik vadilerdeki spor imkanları sunmaktadır. Yürüyüş parkurları üzerinde sayısız kilise, manastır eziyethaneleri, eski mağara yerleşim alanları, şarap mahzenleri ve bunun gibi çok fazla ziyaret noktası bulunmaktadır.

Öyle bir bölge düşünün ki, tarihi milyonlarca yıl öncesine, yerleşimi binlerce yıl öncesine, oluşum şekli dünyada çok nadir birkaç yerde olan, kamp, yürüyüş, ata binme, ATV kullanma, tırmanma, sıcak hava balonu ile manzara izleme gibi çok çeşitli sportif aktivite, şarap üretim evleri, mahzenler, mücevher üretim atölyeleri gibi imkanlar, mağara evler ve mağara şehirler, yer altı şehirleri, kayaların oyulması ile yapılan otel, kilise gibi mekanlar ve daha nice etkinlik bir araya toplanmış. Dünyanın her yerinden yıl içinde binlerce yerli ve yabancı turistin akınlar halinde bölgeye gelmesi hiç de şaşırtıcı durmuyor.

Aşk Vadisi

Göreme sınırları dahilindedir. Göreme Kasabası istikametinden Uçhisar istikametine gidilirken Bağılhisar yol ayrımından sapılarak bu bölgeye varılmaktadır. Aşk Vadisi ve aynı zamanda yürüyüş parkurunun uzunluğu yaklaşık olarak 5 km’dir. Parkur Göreme ile Çavuşin Köyü karayolunun orta kısmında bitmektedir. Parkur vadi manzarası ve yeryüzü şekilleri bakımından oldukça zengindir.

Beyaz Vadi

Kapadokya bölgesinde yer alan en yüksek ve aynı zamanda sivri yapılı peri bacalarının bulunduğu vadidir. Beyaz Vadi Uçhisar sınırlarında kalmaktadır. Yürüyüş güzergahı 1 ile 1,5 saat arası sürmektedir. Benzersiz peri bacaları manzarasına sahiptir.

Kılıçlar Vadisi 

Kılıçlar Vadisi, Göreme Açık Hava Müzesi ile Çavuşin Köyü arasında uzanmaktadır. Parkur, yaya olarak yaklaşık 45 dakika sürmekte, özellikle yürüyüşe yeni başlayanların zorlanmayacağı bir güzergah olma özelliğine sahiptir. Yürüyüş yapanlar için ayrıca güzergah üzerinde işaretlemeler de bulunmaktadır.

Kızılçukur Vadisi

Kızılçukur Vadisi’nin asıl adı “Kızıl Vadi”dir ve özellikle yabancı turistler “Red Valley” olarak söylemektedir. Kızılçukur Vadisi konumu Ortahisar ile Çavuşin Köyünün orta kısmıdır. Vadi yaklaşık 1,5 km uzunluğa sahiptir. Gün batımlarında vadinin oluşumunda bulunan tüf kayalarının oluşturduğu kırmızılık benzersiz bir manzara oluşturmaktadır. Bu kayalar, gün ışığında pembemsi bir renge bürünmektedir. Vadi’nin tepelerle çevrili olması ve tüf kayalarının kırmızılığından dolayı “Kızılçukur” ismi verilmiştir. Gün batımında oluşan enfes manzarası sebebiyle her geçen yıl sayısız yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir. Kapadokya bölgesinin en çok fotoğrafı çekilen vadilerinden biridir.

Kızılçukur Vadisi yürüyüş parkuru yaklaşık 5 km uzunluğundadır. Yürüyüş parkuru, Çavuşin Köyü Mezarlığından başlamakta ve Kızılçukur Vadisi boyunca ilerlemektedir. Yürüyüş parkuru boyunca Üç Haçlı Kilisesi, Direkli Kilisesi, Üzümlü Kilisesi’nin yanından geçilmektedir. Böylesine güzel bir güzergahta yüründüğü zaman durulacağı ve fotoğraflamalar yapılacağı hesaba katılmalıdır.

Güvercinlik Vadisi

Güvercinlik Vadisi, Uçhisar ile Göreme arasındaki alanda yer alır. Vadinin uzunluğu ve yürüyüş parkurunun mesafesi yaklaşık 4 km’dir. Vadi duvarlarına asırlar önce yapılmış güvercin yuvaları ve vadi ortasında yer alan yeşillikler ile bezelidir. Vadi duvarlarına oyulmuş güvercin yuvaları vadiye “Güvercinlik” isminin verilmesine neden olmuştur.

Vadi boyunca yürüyüş parkurunu kullanacak kişiler için işaretleme amaçlı levhalar bırakılmıştır. Yürüyüş parkuru yaya olarak yaklaşık 45 dakikalık bir yola sahiptir. Güvercin yuvaları ve vadideki yeşillikler oldukça ilgi çekicidir. Yerli ve yabancı turistlerin bol bol fotoğraf çektikleri mekan, yürüyüş için oldukça uygun bir yapıya sahiptir.

Ihlara Vadisi

Ihlara Vadisi, Aksaray il merkezine bağlı Ihlara Köyünden başlamaktadır. Aksaray il merkezine 40 km’lik bir mesafede başlamaktadır. Ihlara Vadisi Kapadokya’nın en meşhur vadilerinden biridir. Vadiden akmakta olan Menendiz Nehri’nin oluşturduğu kanyona da Ihlara Kanyonu denmektedir. Nehrin akış yönünde yaklaşık 7 km’lik bir yürüyüş parkuru bulunmaktadır. Menendiz Nehri’nin bereketi, özellikle bahar aylarında Ihlara Vadisi’ne eşsiz bir manzara vermektedir.

Ihlara Vadisi’nde yer alan ve toplam uzunluğu 13 km olan güzergah boyunca Ağaçaltı Kilisesi, Belisırma ve Selime Manastırları yer almaktadır.

Vadi de ayrıca Menendiz Nehri üzerine kurulmuş yemek ve içecek içilecek, hoşça vakit geçirebilecek mekan da bulunmaktadır. Ihlara vadisi boyunca vadinin duvarlarında irili ufaklı doğal ve insan eli ürünü mağaralar, oyuklar ve höyükler bulunmaktadır. Ihlara Vadisi, ülkemizin ve dünyanın en nadide ve en güzel yerlerinden biridir. Öyle ki, yerli ve yabancı turistlerin akınına uğramaktadır.

Devrent Vadisi

Devrent Vadisi’ne ulaşım Avanos-Ürgüp ve Paşabağı-Zelve yollarının kullanılması sayesinde sağlanabilmektedir. Devrent Vadisi Avanos-Çavuşin Köyü bağlantı yolundaki Aktepe köyüne 2,6 km uzaklıkta, Avanos’a 6,6 km uzaklıkta, Ürgüp’e 5,7 km uzaklıkta ve Göreme Açık Hava Müzesi’ne 12 km uzaklıktadır.

Devrent Vadisi’nde doğa yürüyüşü yapılabilmektedir. Ülkemizde ve dünyadaki diğer yürüyüş parkurlarına nazaran, yürüyüşçüleri fazla zorlamayacak, yaklaşık 1 saatlik bir yürüyüş mesafesine sahip, inişli çıkışlı bir güzergaha sahiptir. Bölgenin yapısı “U” şeklindedir. Uçlarından biri Dervent Vadisi’ne, diğeri ise Kızılçukur Vadisi’ne açılmaktadır. “U” kısmının orta kesimi ise Paşabağı Vadisi ve Zelve Vadisi’ne açılmaktadır.

Çat Vadisi

Çat Vadisi, konum olarak Nevşehir iline 7 km mesafedeki Çat beldesinden başlamaktadır. Eski dönemlerde kullanılan kervanların geçtiği güzergahların çatıştığı (kesiştiği) bir bölge olması hasebiyle bu vadiye “Çat” ismi verildiği rivayet edilmektedir. Çat Vadisindeki yürüyüş parkurunun uzunluğu yaklaşık 7 km’dir. Yürüyüş parkuru, Çat ile Gülşehir arasında uzanmaktadır. Özellikle son yıllarda belirgin şekilde rağbet gören bir vadi ve yürüyüş parkuru haline gelmiştir. Vadide bulunan ve yaz aylarında debisi azalan akarsular sebebi ile genel olarak yeşillik olan bir vadidir. Çat Vadisindeki yürüyüş güzergahı kullanıldığı taktirde Fırınasma Kilisesi ve Güvercinlik Vadisi’nin meşhur güvercinliklerini görmek mümkündür.

Meskendir Vadisi

Meskendir Vadisi, konum olarak Ortahisar ile Çavuşin Köyü arasında bulunmaktadır. Vadinin uzunluğu yaklaşık olarak 4,4 km’dir. Meskendir Vadisi’ne varabilmek için Ortaisar-Göreme yolu üzerinde bulunan kamp alanına gidip, kamp alanının hemen yanından devam eden toprak yola girmek ve patika yoldan da yaklaşık 150-200 m kadar ilerlemek gerekmektedir. Vadinin girişinde bilgilendirme tabelası bulunmaktadır. Dikkatli inilmesi gereken dik bir iniş bulunmaktadır.

Meskendir Vadisi yürüyüş güzergahı oldukça keyif verici bir rotadır. Yürüyüş güzergahı üzerinde Meskendir Kilisesi, Adsız Şapel, bazı dehliz, peri bacaları, tünel ve doyumsuz yeşillikler bulunmaktadır. Meskendir Vadisinde yürüdüğünüz zaman zarfında Kızılçukur, Güllüdere 1 ve 2 vadileri ile Çavuşin Vadisi yol ayrımlarını geçeceksiniz. Vadide içecek çeşitlerinin satıldığı bir de mola alanı bulunmaktadır. Ortalama bir yürüyüş hızı ile yaklaşık 3,5-3 saatlik bir sürede tamamlanabilecek bir yürüyüş parkurudur.

Gomeda Vadisi

Gomeda Vadisi konum olarak Ürgüp’e yaklaşık olarak 5 km mesafede yer alan Mustafapaşa Kasabası’nın batısında kalmaktadır. Gomeda Vadisi’nin ismi, vadide yer alan Gomeda Harabelerinden almaktadır. Yaklaşık 1,5 km’lik bir yürüyüş parkuru bulunmaktadır. Parkur boyunca kelebek, meyve ağaçları, birçok tünel, mağara, Gomeda Harabeleri, oyma kiliseler, barınak ve güvercinlikler görülmektedir. Gomeda Vadisi için Küçük Ihlara Vadisi tanımlaması da yapılmaktadır. Hem tarih hem doğa düşkünleri için oldukça uygun bir rotadır.

Güzelyurt Vadisi

Güzelyurt eski bir Rum kasabasıdır. 1924 mübadelesi sonrasında nüfus zamanının rum kesimiyle değişmiş olsa da, tarihi kilise ve manastırların tarihi dokuları oldukça iyi bir şekilde korunmuştur.

Güzelyurt Vadisi yürüyüş güzergahı Kızıl Kilise’den başlamakta ve yaklaşık 10 km uzunluğundadır. Yürüyüş Güzelyurt Göleti kıyısında yer alan Yüksek Kilise’de bitmektedir. Yürüyüş güzergahında Kalburlu Kilise, Kömürlü Kilisesi, Cafarlar Kilisesi ve Koç Kilisesi ziyaret edilebilmektedir. 10 km’lik uzun yürüyüş mesafesi ve bölgede faaliyet gösteren sıcak hava balonlarının kullanımı için ilkbahar ve sonbahar dönemleri tavsiye edilmektedir.

Kapadokya Bölgesi Yemekleri

Kapadokya Bölgesi’nin mutfağı oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Tüm Anadolu mutfağının özelliklerinin tamamını Kapadokya Bölgesi mutfağında bulmak mümkündür. Özellikle yörede kullanılan sebze ve etin tazeliği ile organikliği göz önüne alındığında, yemekler bambaşka lezzetlere kavuşmaktadır. Kapadokya bölgesinde tüm dünyada şubeleri bulunan fastfood yemeklerinden dünya mutfaklarına kadar her damak tadına uygun yemek ve restoran bulmak mümkündür. Buna karşın, yöreye özgü ve tavsiye edilen yemekleri de tabi ki mümkündür.

***Testi Kebabı; Kapadokya Bölgesinin en meşhur ve yöresel sayılan yemeği testi kebabıdır. Kapadokya Bölgesinde pişirilen testi kebabını bu kadar lezzetli ve ünlü yapan unsur çömlek içinde pişmesidir. Kapadokya peri bacalarının yanında çömlekçiliği ile de oldukça ünlüdür. Hatta öyle ki, Kapadokya’da “su testiden içilir, yemek çömlekte yenilir” sözü meşhurdur. Çömlek Kebabı olarak da bilinen testi kebabında soğan, sarımsak, domates ve kuzu ön budu kullanılmaktadır. Çömleğin ağzı ise patates ve hamurla kapatılmakta, çömlekte pişirilmektedir. Servisi sırasında ise çömlek kırılarak sunum yapılmaktadır. Yörede testi kebabını bu kadar meşhur yapan şeylerden biri de sunumudur.

***Kuru Fasulye (Oskar); Kapadokya Bölgesi – Avanos bölgesine has “Oskar” olarak bilinen, yöreye uygun şekilde çömlekte pişirilen kuru fasulye yemeğidir. Çömlekte pişmesinin kattığı ayrı bir lezzet ile birlikte, daha önceden yediğiniz kuru fasulyeleri sorgulamanıza sebep olacaktır.

***Aside; ülkemizde oldukça bilinen un helvasına benzeyen bir yöresel tatlıdır. Un helvasından farkı, helvaya yumurta katılmasıdır. Unun şeker ve sütle karıştırılarak, düşük ateşte pişirilmesi ile yapılmaktadır.

***Sütlaç; Yöreye yakışır şekilde çömlekte pişirilen sütlaçların denenmesi kesinlikle tavsiye edilir.

Yörede bunların yanında çokça yenilen ve tavsiye edilen diğer yemekleri kısaca belirtmek gerekirse; saç tava, gül böreği, kiremitte çoban kavurma, tandır, etli yaprak sarması, güveç, düğün çorbası çokça tutulan ve ünlü olan yemeklerdendir.

Bunların yanında Kızılırmak Nehrinden tutulan taze balık ve mezeler de denenmeye değecek yemek çeşitlerindendir.

Şarap; Kapadokya Bölgesi özellikle Güvercinlik Vadisi dolaylarında bulunan üzüm bahçeleri ve şaraphaneleriyle meşhurdur. Alkol ve şarap seven bir kişi iseniz, yerli üzümlerden üretilen şaraplardan denenmelidir.

Kapadokya Bölgesi Balon Keyfi

Kapadokya bölgesi, ülkemizin ve dünyanın ziyaret için en gözde turistik merkezlerinden biridir. Öyle ki, uçsuz bucaksız boy boy,şekil şekil peri bacaları, yeşillikler, etrafını sanki korumaları gibi saran Hasan Dağı ile Erciyes Dağı ile izlemeye doyum olmayan bir bölgedir. Bu doğa harikası mekan, yılın her döneminde yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekmekte, yaya olarak Kapadokya’da yer alan vadiler, sayısız peri bacaları gezilip ziyaret edilmektedir.

Bölgede en çok rağbet gören etkinliklerden biri de sıcak hava balonları ile bölgenin gezilmesidir. Kapadokya bölgesi, yer yüzeyinden ayrı, gökyüzünden ise bambaşka bir güzellik ve görüntü sergilemektedir. Kapadokya Bölgesinin oluşumunda başrol oynayan doğal kayaçların oluşturduğu kırmızılık, yer yer yeşil alanlar, uzaklarda tüm azametiyle başı bulutları delen Hasan Dağı ile Erciyes Dağı ve tamamı.. Tüm ahengi ile ayaklar altında uzanan güzelliklerin gökyüzünden, sıcak hava balonlarından izlenmesine doyum olmayacaktır.

Sıcak hava balonları ile Kapadokya Bölgesinin tüm güzelliğini izlemek için, sabah güneş doğmadan önce yolcuların toplanması ve balonların başında olmaları gerekmektedir. Yaklaşık 1500 metre yüksekliğe kadar çıkabilen sıcak hava balonlarının güzergahını tamamıylarüzgarlar belirlemektedir. Sıcak hava balonları ile yolculuk yaklaşık 1 saat kadar sürmektedir. Sıcak hava balonlarına binmek biraz pahalı gelebilmektedir. Ancak Kapadokya gibi eşsiz bir güzelliğe sahip bölgenin yüzlerce metre yükseklikten görünmesi paha biçilmez bir keyif vermektedir.

Paylaştıkça güzelleşir dünya!

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.